Canım ne zamandır, yazı yazmak istemiyor.
Kalemi ne zaman elime alsam, huysuzlanıyorum çünkü.
Çünkü, bazen gündemi, yaşanan gerçekleri dahi izlemek istemiyorum.
Bir yanda, gün geçtikçe, ciğerlerimizi dağlayan yürekli şehit kardeşlerimiz; diğer yanda terör örgütünün sözcü partisiyle “sözde demokrasi alış-verişleri”… Bir yanda “hukuk devletiyiz” derken, diğer yanda “hukuku sindirme politikaları”… Bir yanda “halk için varız” derken, diğer yanda “halkı uyutma” çalışmaları…
Türk siyaseti, ülke siyaset tarihimiz içerisindeki en büyük ironik süreci yaşamaktadır. Halk göz göre göre kandırılmaya çalışılmaktadır. İster o yandan, isterse bu yandan olsun, söylenenlerle yapılanlar uyuşmamaktadır. Türk halkı “sahte gündemler yaratılarak” kandırılmaktadır.
“Her şey iyiye gidiyor”, “Düzeliyoruz” diye umut bağladığımız insanlar, bizi kurtuluşu olmayan karamsarlıkların içerisine sokmuştur. “Eziliyor, baskı altında tutuluyor” diye oy verdiğimiz insanlar, şimdilerde ise tüm yaşanmışlıkları unutup, kendisine oy verenleri ezmeye çalışmaktadır.
Yaşananları görünce, doğma olasılığından bile korktuğum, hiç olmayan ve belki de hiç olmayacak oğluma şöyle bir nasihatte bulunuyorum;
Bilmem ki, desem mi şu olanları,
Batıyor içime, batıyor oğul…
Çakallar tünemiş güzel yurduma;
Her gün yeni bela çatıyor oğul…
Toprağı işledim, cana çevirdim,
Her anı keşfedip, güne çevirdim,
Bir gelmişken bana, bine çevirdim,
Varlığımı “beyler” satıyor oğul…
Dünün “ağlayanı”, bugün tahtına,
Halka hiç sorulmaz, gelen, bahtına,
“İktidar yanaşır bizim rıhtıma”,
Şer doğmadan, bizde bitiyor oğul…
Hakkını arama, haksız kalırsın,
Kendini zindanda, darda bulursun,
Dünyada yaşamı sen ne bilirsin?
Sır, hiç doğmamakta yatıyor oğul…
Sonu biliyorsun, yok ki gizemi!
Düşün ki, bu düzen, bozuk düzeni,
Tanrı mı sanırsın, kulu ezeni?
Burada kulu insan güdüyor oğul…
Burada yalanını parlatanı var,
Kullara el açıp, zorlatanı var,
Sahtekarları var, şarlatanı var,
Sizin orda kimler ötüyor oğul…
Geleceksen, bir dur! Bir daha düşün…
Ne yaparsın burada, nedir ki işin?
Gelirsen, hüzüne çalar gülüşün,
Mutluluk gözümde tütüyor oğul…
Düşmüşüz dünyaya, doğdun demişler,
Rızkımız doğmadan önce yemişler,
Allah’a “Bahadır Han” adamışlar,
Benim derdim bana yetiyor oğul…
Yazmaya başlarken, terörden, Kürtçe yayından, hukuktan bahsetmeyi düşünüyordum ama, kalemim bunlara kıvrıldı. Bir gün olur da, bu olup-bitenleri anlayabilirsem, sizlerle paylaşabilirim. Siz yine de, önümüzdeki 50 yıl içerisinde benden böyle birşey beklemeyin!
Bağımsız, onurlu, özü-sözü bir günler dilerim...